Zamanımız kalmadı
Yiğit Kaan Çetin

Yiğit Kaan Çetin

Zamanımız kalmadı

Çok az zamanımız kaldı.

Saatin gece yarisini vurmasına iki dakika var.

Her şeyimizi kaybetmek üzereyiz. 

Şekillendirdiğimiz toplum, her zamankinden çok daha savunmasız. 

Bu yazdıklarım Türkiye’nin içinde bulunduğu karmaşık durumdan kaynaklanmıyor. Tabii ki ülke olarak da zor günlerden geçiyoruz ancak çok daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız; insanlığın sonunu getirmeye çok yakınız.

Küresel çapta bir yıkılış ve yok oluştan bahsediyorum…

Karbon salınımı yüzünden gün geçtikçe artan küresel sıcaklık, kutuplarda buzulları eritmeye başladı bile.

Eriyen buzullar sadece deniz seviyelerini yükseltmekle kalmayacak, aynı zamanda daha önce bilmediğimiz ve binlerce yıldır saklı kalan mikropları da tekrar dünyaya salacak.

Bununla da bitmeyecek; değişen doğa koşulları birçok canlının hali hazırda yuvalarını zaten tehdit ediyor ancak katlanarak artan bu değişimler doğal dengeleri bozarak hayvanları ve bitkileri yutacak. Kaybolan bitki ve hayvanlar global olarak daha büyük bir ekosisteme bağlı olduklarından, vücuda yayılan kanser hücresi gibi bütün bu yok oluşlar yavaş yavaş etki alanını büyütecek. Bir süre sonra ne su döngüsünü ne de oksijen döngüsünü sağlayamayan Dünya, solup gidecek.

Ve size küçük bir sır vereyim; biz de onunla birlikte solacağız ve yok olacağız.

İnsanlar yeni umutlar için Mars’dan medet umuyor, maalesef ki başka Dünya yok. Mars’a ulaşıp bir koloni kurabilsek bile, onu Dünya haline dönüştürebilecek miyiz emin değiliz.

Fizyolojik olarak bile alışmak için zamana ihtiyacımız olacak.

Zaten elimizde olan mükemmel sistemi bozarak, yeni yerleri cennet yapabileceğimize inanıyoruz.

Saat artık neredeyse gece yarısı.

Balkabağına dönüşmek üzere olan bir at arabamız var.

Ancak peşimizde hayatımızı değiştirebilecek bir prens yok.

Yaşanılacak bir dünya kalmadığında, o çok değerleri mal varlıklarımızın hiçbir önemi kalmayacak.

Yok oluş kapıda.

Ancak görmezden gelmek çok daha kolay.

Son birkaç yıldır düzgün bir kış geçirmiyoruz.

Döngülerimiz bozuluyor ama bizim için önemli olan bu değil.

Twitter’a ya da Instagram’a bir kaç dakika ulaşamasak kafayı yiyoruz.

Çünkü internet bizim için daha önemli.

Yakında suya ya da yiyeceğe ulaşamayacağız, en azından eski hallerine.

Temiz hava, kitaplardan okuduğumuz antik bir gizem olacak.

Belki de yakında şişe hava da almaya başlarız.

Bir dakika…

Çin’de insanlar evlerine hava filtreleme cihazları alıyor zaten.

Mahvettiğimiz ya da yok ettiğimiz her şeyi teknolojiyle doldurmaya çalışıyoruz.

Ancak insan kusurludur.

En iyi makinelerimiz bile mükemmel değiller.

Her şeyin bir bedeli var.

Bu bedeli nasıl ödemek istediğimize karar vermemiz gerekiyor.

Zaman daralıyor…

Bu yazı 1417 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar