Ben Bilirim
Özlem Nihan

Özlem Nihan

Ben Bilirim

“Ben ne dersem doğrudur, ben dediysem gerçekleşir, en iyi ben bilirim, ben, ben, ben”. Ne kadar çok “ben” diyen var etrafımızda. “Az bilgi ve çok kendine güven”. Çok şaşırıyorum bu nasıl bir beceridir diye.  Çoğunlukla da imreniyorum. Bu ülkede boyunuz kadar egonuz olması lazım, aksi takdirde sizi özelliklerinize bakmadan ezer geçerler. Bir dolu bilgi öğreniyorsunuz, bunu geliştiriyorsunuz ve yıllar içinde uzmanlaşıyorsunuz ama övünmezseniz size ve bilginize kimse değer vermiyor. Emeğinize hele hiç kimsenin saygısı yok. O bilgiyi edinebilmek için harcadığınız zamana, maddi bedele rağmen önemsizleştirerek faydalanma yolunu seçmek gibi bir kültür var bu ülkede. Eğer karakterinizde yardımcı olmak adına kendini hırpalamak da varsa tam biçilmiş kaftansınız bu tip insanlar için. Bana bilgimi sürekli sorgulayarak geliştirmem, ne kadar emin olursam olayım her zaman açık kapı bırakmam, eleştirilere açık olmam ve hepsinden önemlisi mütevazı olmam gerektiği öğretildi. Görüyorum ki tüm bunlar aptalca şeyler olarak algılanıyor bazıları tarafından. Az bilgi ve çok kendine güven sahibi olduğunuzda o kadar rahat bir şekilde pazarlayabiliyorsunuz ki kendinizi. Çünkü eksikliklerden bihabersiniz. “Dolu buğdayın başı öne eğik olur” sözü boşuna söylenmemiş.

Böylesi sorgulamalar bazen insanın kendini tebrik etmesine de yol açabiliyor aslında. Her şeye rağmen bilgiye öncelik vermeye devam edildiği için. Ama çoğunlukla emeğinizin karşılığını alamayınca ve sömürüldüğünüzü idrak ettiğinizde kendinize kızgınlık şekline dönüşüyor. Yaman bir çelişki vesselam. Medeni ülkelerde yaşanmasa gerek bu çelişki. Sonuçta bu düzene ayak uyduramamak ve kaçmak, bırakmak bir çözüm gibi geliyor çoğunlukla. Daha zor olanı ise biraz değerlerinizden feragat ederek aynı düzlemde maddesel olmayı kavramak ve kuyruğu dik tutmak. Gelin siz seçin. Her ikisini kullandığımız zamanlar da oluyor muhakkak. Ama çok yıpratıcı bir süreç doğrusu.

Bu yaman çelişkinin bitmesinin tek yolu var; o da insanların eğitilmesi. Bulundukları frekansın ve düzlemin yukarıya çekilmesi için eğitim şart! Herkes gider Mersine biz gideriz tersine maalesef. Cumhuriyetin başlarındaki eğitim seferberliğinden daha farklı bir seferberlik gerekiyor bu dönemde. Okuyanların eğitilmesi. Her anlamda bilgisiz mezun olan oldukça büyük bir okumuş kitle var ülkede. Biz küçükken televizyonda ABD’de gençlerle yapılan sokak röportajlarını gösterirlerdi ve biz onların cahillikleri karşısında hayrete düşerdik. Küçük amerika olduğumuzdan mıdır nedir, şimdi bizde de aynıları yaşanıyor. Genci de yaşlısı da sıfır bilgi ile utanmadan, sorulan soruya gülerek “bilmiyorum” diyebiliyor. Okuyanlara, mezunlara, bir dolu cahil ve kara cahile eğitim seferberliği başlatmak gerekli. Cahilden nemalananlar bu ülkeden kovulduğunda belki bu hedefler gerçekleşebilir. Umutla bekliyoruz ve biliyoruz er ya da geç gelecek o vakit.

Geçti güzelim yaz ayları, köşemin adı gibi geldi hazan mevsimi. Her mevsimin başka bir tadı ve heyecanı var. Hazan mevsimi sararan yapraklardan dolayı hüznü, yaşamın yeniden rutine oturması anlamında da kavuşmaları anlatır. Vedalaşırken şairimize bırakalım sözü yine. Güzel ve umut dolu başlangıçlarınız ve sevinçleriniz olsun hazan mevsiminde, sevgi ve saygılarımla...

Umut Yaprakları

Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları,
Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,
Sararıp dökülürken güz rüzgarlarında
Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.
Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar
Seninle yeşerdiler, seninle soldular..
Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.

Özdemir Asaf

Bu yazı 37 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar